Study

Relative Clauses - Translation

  •   0%
  •  0     0     0

  • Patrona ait olan bilgisayarı kırdık.
    We broke the computer which belongs to the boss.
  • Atlas, çeşitli haritalarla dolu bir kitaptır.
    An atlas is a book which is full of different maps.
  • Ailesi Londra'da yaşayan çocukla tanıştım.
    I met the boy whose family lives in London.
  • Milyoner olmak isteyen birini tanır mısın?
    Do you know someone who wants to be a millionaire?
  • Helen mobilya üreten bir fabrika için çalışır.
    Helen works for a factory which produces furniture.
  • Arayan kişinin adı neydi?
    What was the name of the person who called?
  • Bizi dinleyen birisi var.
    There is someone who is listening to us.
  • Bu geçen yaz kaldığım otel.
    That is the hotel where I stayed last summer.
  • Harika bir gülümsemesi olan kadını seviyorum.
    I love the woman who has a great smile.
  • Mutfak içinde yemek yapabildiğin bir odadır.
    A kitchen is a room where you can cook food.
  • Uzun tüyleri olan bir kedim var.
    I have a cat which has long hair.
  • Köpekbalığı çok keskin dişlere sahip olan bir balıktır türüdür.
    A shark is a kind of fish which has very sharp teeth.
  • Saçları kıvırcık olan kızı aradım.
    I called the girl whose hair is curly.
  • Beğendiğim ayakkabıları satmışlar.
    They sold the shoes which I liked.
  • Bu satın almak istediğim ev.
    This is the house which I want to buy.
  • Mary, büyükannesinin doğduğu evde yaşar.
    Mary lives in a house where her grandmother was born.
  • Sana yardım eden kadınla tanıştım.
    I met the woman who helped you.
  • Arabayı park ettiğimiz sokağı hatırlamıyorum.
    I don't remember the street where we parked the car.
  • Star Wars, karakterleri çok ilginç olan bir bilim kurgu filmidir.
    Star Wars is a sci-fi movie whose characters are interesting.
  • Sürekli değişen bir dünyada yaşıyoruz.
    We live in a world which is changing all the time.
  • Mutsuz sonları olan hikayelerden nefret ederim.
    I hate stories which have unhappy endings.
  • O, çocuğu kurtaran adamdı.
    He was the man who saved the kid.
  • Bu, yazarıyla kütüphanede tanıştığım kitap.
    This is the book whose writer I met in the library.