Study

yds verbs

  •   0%
  •  0     0     0

  • make up
    oluşturmak (... ülkenin %30 unu oluşturur)
  • emerge
    ortaya çıkmak, meydana gelmek
  • relieve
    din(dir)mek, azaltmak (yağmurun dinmesi; acının dinmesi/azalması)
  • diminish
    azal(t)mak
  • emit
    yaymak - dışa vermek (gaz salınımı gibi)
  • outdo
    sınırı aşmak - genişlemek
  • avert
    engellemek / kaçınmak (avoid - prevent)
  • accumulate
    biriktirmek
  • come up
    meydana gelmek
  • conduct
    yürütmek (çalışmayı, işi, projeyi yürütmek)
  • ruin
    berbat etmek / yok etmek
  • impete
    engellemek / kaçınmak (avoid - prevent)
  • hamper
    engellemek / kaçınmak (avoid - prevent)
  • proliferate
    art(ır)mak
  • decline
    azal(t)mak
  • result in
    neden olmak
  • escalate
    art(ır)mak
  • presume
    teklif etmek, önermek
  • abstain
    uzak durmak (avoid)
  • account for
    oluşturmak (... ülkenin %30 unu oluşturur)
  • soar
    art(ır)mak
  • lessen
    din(dir)mek, azaltmak (yağmurun dinmesi; acının dinmesi/azalması)
  • alleviate
    din(dir)mek, azaltmak (yağmurun dinmesi; acının dinmesi/azalması)
  • successive
    ardından gelen, takip eden (following)
  • carry out
    yürütmek (çalışmayı, işi, projeyi yürütmek)
  • constitute
    oluşturmak (... ülkenin %30 unu oluşturur)
  • exceed
    sınırı aşmak - genişlemek
  • implement
    yürütmek (çalışmayı, işi, projeyi yürütmek)
  • give rise to
    neden olmak
  • demolish
    ortadan kaldırmak / yok etmek
  • mitigate
    din(dir)mek, azaltmak (yağmurun dinmesi; acının dinmesi/azalması)
  • postulate
    teklif etmek, önermek
  • form
    oluşturmak (... ülkenin %30 unu oluşturur)
  • broaden
    genişlemek - büyümek
  • wipe out
    ortadan kaldırmak / yok etmek
  • ward off
    engellemek / kaçınmak (avoid - prevent)
  • exhibit
    ortaya çıkarmak
  • release
    yaymak - dışa vermek (gaz salınımı gibi)
  • obtain
    elde etmek
  • outnumber
    sayıca aşmak
  • outearn
    daha çok para kazanmak
  • validate
    onaylamak
  • soothe
    din(dir)mek, azaltmak (yağmurun dinmesi; acının dinmesi/azalması)
  • outwork
    daha çok çalışmak
  • bring about
    neden olmak
  • reveal
    ortaya çıkarmak
  • expand
    genişlemek - büyümek
  • ease
    din(dir)mek, azaltmak (yağmurun dinmesi; acının dinmesi/azalması)
  • ensuing
    ardından gelen, takip eden (following)
  • flourish
    genişlemek - büyümek
  • attest
    iddia etmek
  • outpace
    sınırı aşmak - genişlemek
  • spiralling
    art(ır)mak
  • outperform
    daha iyi performans göstermek
  • consequent
    ardından gelen, takip eden (following)
  • surpass
    sınırı aşmak - genişlemek
  • eradicate
    ortadan kaldırmak / yok etmek
  • unveil
    ortaya çıkarmak
  • turn down
    reddetmek
  • outlive
    daha uzun yaşamak
  • contract
    azalmak - küçülmek
  • being overwhelmed
    altında ezilmek (aşırı baskı altında ezilmek)
  • thrive
    genişlemek - büyümek
  • hinder
    engellemek / kaçınmak (avoid - prevent)
  • refrain from
    uzak durmak (avoid)
  • descend
    azal(t)mak
  • arise
    meydana gelmek
  • sweep away
    ortadan kaldırmak / yok etmek
  • inhibit
    engellemek / kaçınmak (avoid - prevent)
  • send out
    yaymak - dışa vermek (gaz salınımı gibi)
  • drop
    azal(t)mak
  • break out
    patlak vermek, ortaya çıkmak
  • plunge
    azal(t)mak
  • surge
    art(ır)mak
  • attain
    elde etmek
  • boom
    art(ır)mak
  • overwhelm
    ezici (overwhelming majority - ezici çoğunluk)
  • take place
    vuku bulmak, meydana gelmek. (take part ile karıştırma. insanlar yer alır) OLAYLAR meydana gelir.
  • disclose
    ortaya çıkarmak
  • widen
    genişlemek - büyümek
  • dwindle
    azal(t)mak
  • execute
    yürütmek (çalışmayı, işi, projeyi yürütmek)
  • acquire
    elde etmek
  • reduce
    azal(t)mak
  • outweigh
    ağır basmak
  • verify
    onaylamak
  • assert
    iddia etmek
  • boost
    art(ır)mak
  • subsequent
    ardından gelen, takip eden (following)
  • accomplish
    başarmak
  • veil
    kapatmak, örtmek
  • give off / give out
    yaymak - dışa vermek (gaz salınımı gibi)
  • lead to
    neden olmak